Sağlık alanında ses getiren yeni bir araştırma, kolon kanserinin vücudun diğer bölgelerine neden ve nasıl sıçradığını gözler önüne serdi. Bu önemli çalışmaya göre, kanser hücreleri vücudumuzun normal iyileşme sistemini kendi çıkarları için kullanıyor.
Vücudun iyileşme sistemi kilitleniyor
Uzmanların araştırmasına göre, kanser hücreleri normalde vücutta bir yara veya hasar olduğunda dokuları onaran doğal bir mekanizmayı ele geçiriyor. Sağlıklı zamanlarda dokuları yenileyen YAP1 adlı özel bir protein, kanser hücreleri tarafından yeniden çalıştırılıyor. Bağırsakta bir sorun oluştuğunda devreye giren bu onarım programını kötüye kullanan kanser hücreleri, bulundukları yerden koparak diğer organlara kolayca yayılma gücü kazanıyor. Yapılan incelemelerde, uzak organlara sıçrayan kanser hücrelerinde bu proteinin kontrol ettiği genlerin çok daha aktif olduğu görüldü.

Yağlı yemekler kansere yol veriyor
Araştırmanın en dikkat çekici yönü ise beslenme düzenimiz ile kanserin yayılması arasındaki bağ oldu. Yapılan deneylerde, ağır ve yağlı gıdalarla beslenmenin farelerde seramid adı verilen bazı yağ moleküllerinin üretimini artırdığı saptandı. Normalde bu proteini baskı altında tutarak yayılmasını engelleyen sistem, bu yağ molekülleri yüzünden devre dışı kalıyor. Böylece protein hücrenin merkezine rahatça girerek kanser hücrelerinin yayılma programını sonuna kadar çalıştırıyor.
Yeni ilaçlar için umut kapısı
Elde edilen bu bulgular, gelecekte kanserin yayılmasını durdurabilecek tedaviler için büyük bir umut ışığı oldu. Bilim insanları fareler üzerinde yaptıkları deneylerde, bu proteinin ya da yağ moleküllerinin üretimini durdurduklarında kanserin karaciğere yayılmasının ciddi oranda azaldığını gördü. Uzmanlar gelecekte bu süreci durduracak özel ilaçlar geliştirmeyi planlıyor. Ancak bu yağ moleküllerinin sağlıklı dokularda da önemli görevleri olduğu için, geliştirilecek ilaçların sadece kanserli hücreleri hedef alması gerekiyor. Ayrıca bilim insanları, bu çalışmanın henüz insanlar için kesin bir diyet kısıtlaması anlamına gelmediğini, şu an için sadece laboratuvar ve fare deneylerine dayandığını vurguluyor.




