.

Birçok köşe yazımda dile getirmişimdir: “ Anadolu coğrafyası çok lüks bir coğrafyadır. Bu topraklarda yaşayanların da lüks olma zorunluluğu vardır.” Diye. Gerçekten de; bu coğrafyada yaşayan insanların çok iyi eğitim almış olması ve bu coğrafyanın önemini, kıymetini çok iyi kavraması ve bu coğrafyaya layık olması gerekir ki; bu topraklar da rahat ve huzur içinde yaşayabilelim.

İnsanımızın şunu çok iyi bilmesi gerekir: Toprağımız, canımız, malımız, namusumuz, şerefimiz, ırzımız, nikâhımız, kısacası adam gibi onurumuzla yaşamamız; birlik ve beraberlik içinde yaşamamamıza bağlıdır. Bu beraberliğimizi koruyamadığımız zaman, dağıldığımız an, bunların hiçbirini koruyamayız; talan edilir gideriz.

Yakın tarihimiz, bunun örnekleriyle doludur. Bu örnekleri, yaşayan büyüklerimizden çoğumuz dinlemişizdir.

Yakın coğrafyamız bu örneklerle doludur.

Misafir ettiğimiz Suriyeliler, Iraklılar… Bizlere örnek olarak yeterli olmuyor mu?

Hala bazı dangalaklar; kendi hırs ve menfaatleri uğruna; gerçeği görmemekte ısrarcı oluyorlar ve birlik, beraberliğimizi bozmak için her türlü yalana ve fitneye başvuruyorlar.

Bu birlikteliğimizi bozmaya çalışanların, büyük Ermeni davasından hiç mi haberleri yok? Ermeni devlet adamları, bütün dünya milletlerinin önünde bağırıp durmuyorlar mı: “Doğu ve Güneydoğu Anadolu, işgal edilmiş, Ermeni topraklarıdır!” diye.

Bu Erivan Ermenileri, ellerine geçen ilk fırsatta 55 bin kişilik Rus kuvvetleriyle birlikte, bin yıllık Azerbaycan toprağı olan Karabağ’ı, Azerbaycan Türklerinin elinden vurup almadılar mı?

Kaç yıl sonra bu topraklar; binlerce şehit verilerek geri alınmadı mı?

Azerbaycanlı kardeşlerimizin destan yazdıkları bu savaşı birlikte izlemedik mi?

1915 yılında, Doğu Anadolu’ muz da; on binlerce insanımızı diri diri duvarlara, kapılara çaktıklarını, kuyulara, sulara gömdüklerini, camilere doldurup diri diri yaktıklarını, yüz binlerce insanımızı katledip kuyulara doldurduklarını unutabilir miyiz?

Bu birlikteliğimizi bozmaya çalışanların İsrail devletinin Arz-ı Mev’ut davasından da haberleri yok mu? İsrail, Fırat’tan Nil’e kadar olan bütün topraklara Hz. Süleyman mührünü yeniden vuracağını bütün dünyaya ilan etmiyor mu? Adamlar daha ne desinler: “Bu topraklar Allah tarafından bize verilmiştir.” Diyorlar ve bu davanın peşinden M.Ö. 60 yılından beri koşuyorlar.

Bu birlikteliğimizi bozmaya çalışanların ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi‘nden de mi haberleri yoktur? Ben zannediyorum ki; Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesinde: Ortadoğu’da bir Türkiye, bir Kürdistan yoktur. Hatta Ermenistan da yoktur. Ortadoğu’da sadece büyük bir İsrail devleti vardır.

Bu topraklar, dünyanın en güzel topraklarıdır. Allah’ın bizlere bir lütfudur. Bu toprakların değerini çok iyi bilmeliyiz ve ne pasına olursa olsun birlik beraberliğimizi korumalıyız.

Çünkü bu topraklarda yaşayan her birimizin varlığı, diğerimizin varlığıyla mümkündür. Varlığımız, refah ve huzurumuz, birlik ve beraberlik içinde olmamıza bağlıdır.