.

Aynı dünya aynı insanlar ama fikirler, zikirler, ilimler değişti. İnançlar zayıfladıkça tabilikten suniliğe kaydık, hazıra alıştık, sanalların beşiğinde sallanıyoruz onunda ipleri kopmak üzere. Her kafadan bir ses, azgınca nefesler sarmış etrafımızı, ötesini düşünen yok. Alan kazanma çılgınlığıyla köyler küçülüyor, ormanlar yakılıyor, dengeler bozuluyor. Varlıklarımız yok olmadan çaresiz kalmayalım.

Ağaçlar; insanlara ve diğer canlılara nice nimetler sunan varlılardır, korunması da bize düşer. Ama günümüzde menfaatler umuma yayılmış insanlar kural tanımaz olmuş menfaatperestler, düşmanlar, etrafa yayılmış ormanları ve içindeki canlıları da yakacak kadar merhametsiz olmuşlar. Cennet, cehennem mizan da insanları ayırt etmek için yaratılmıştır. İdrak edene kıymetini bilene ne mutlu.

Nefesimiz, gölgeliğimiz, gıdalığımız, bin bir çeşit hayvanların barınağı, saltanatımız, her türlü ihtiyacımızı gören, sessizce gökyüzüne doğru kollarını açarak niyaz eden, umutları yeşerten, zümrüdi, engin ormanlar. Kıymetini bilemedik, geçici dünya hevesleri uğruna, kestik alanlarını daralttık yerleşim yerlerine kattık, sahip çıkamadık hem kendimizin hem de dünyamızın dengesini bozduk.

Bahar aylarının ardından gelen sıcak yaz aylarıyla birlikte yurdun dört bir köşesinden azgın orman yangınları başlıyor. Bilhassa dağlık yamaçlarda çıkan orman yangınları rüzgârında körüklemesiyle bir anda geniş alanlara yayılıyor. Helikopterler, itfaiye araçlarıyla birlikte binlerce yangın ekipleri mücadele ediyor ama ortaya binlerce hektar kül olmuş ağaçlarla birlikte içinde yaşayan hayvan türleri ve evler yok oluyor. Vatan hainleri, sabotaj, rant, bezende ihmal orman alanlarını daraltıp yok ederken nefesimizi daraltıyor. Bir defasında Aydın tarafında kül olmuş bir orman alanı görmüştüm, sanki, o yanmış ağaçlar mezardan hortlamış korkunç ölüler gibiydiler.

Yangınlar başlamadan önce tedbirimizi almalıyız, çareler üretmeliyiz. Sözüme Nasrettin hocanın bir fıkrasıyla başlayalım. Hani testiyle su doldurmaya giden çocuğu testi kırılmadığı halde döven çocuğu neden dövdüğünü soranlara cevaben ‘’Testi kırıldıktan sonra çocuğu dövmenin ne faydası var. ‘’Bu ne demek oluyor, ormanlarımız yanmadan önce planlı çözümler bulmalıyız.

Çözüm: Yangınlar ortaya çıkmadan önce hiç değilse ayda bir defa ekiplerle, helikopterlerle, itfaiye ve tomalarla su fışkırtınız Keza nemlendirme amacıyla dik yamaçları üzerinden damlama sistemleri getiriniz. İğne yapraklı kozalak patlamalı çam ağaçlarının yerine kozalaksız iğne yapraksızı çam türlerini dikiniz. Böylece havanın oksijeni erimeyecek ve hayat veren daha gümrah ormanlar doğacak ve pınarları ortaya çıkacaktır. Yangına müdahaleler, dipten tepeye doğru değil de en tepeden başlayarak başlanmalı ki, perdeleme yapsın ve havanın nemini, oksijenini daha fazla eritmesin. Dolayısıyla maddi giderler, ağır hasarlar azalacak, içindeki canlılar da yanarak yok olmayacak keza atmosferin dengesi de bozulmayacaktır.