.
İslam’ın beş şartından biride zekattır ve Allah’ın emridir. İslam dinine inanan, zengin olan her insan zekât vermekle mükelleftir. Çünkü İslamiyet dünyadaki en büyük sosyal dayanışma, hoşgörü, yardımlaşma dinidir. Cenabı Hak bu farzları (şartları) dört büyük melekten biri olan Cebrail a.s. vasıtasıyla Kuranı Kerimde açıklamış ve Peygamber Efendimiz s.a.v. Hadisi şeriflerinde uygulama şekli ve kimlere verileceği hakkında açıklamalarını bildirmiştir.
Ramazan ayına ulaşan insanlar, yeniden oruç tutmanın, iftarın, sahurun, teravihin, ikramın, fitre ve zekât vermenin yeniden zevkini yaşarlar. Zenginlik derecesine ulaşan her Müslüman malının kırkta bir oranında yine inançlı ve Müslüman olan kişilere, ailelere bizzat verirler. Zekât verenler ikram etmenin zevkini, zekat alan insanlarda darlıktan kurtulmanın zevkini yaşarlar.
Günümüzde insanlar acaba zekâtımı kime vereceğim, fakir ve inançlı kişilere nasıl ulaşacağım sıkıntılarını yaşamaktadırlar. Zira bakansınız zekât verdiğiniz kişinin sonradan fakir olmadığını, layık olmadığını duyarsınız. Etrafınızda duygu sömürüsü yapan yalancı, düzenbaz arsız insanlar dolaşır, ikna eden fırsatçılar yüzsüzler ortaya çıkar Fakir olduğu halde sesi duyulmayan hayâ ettiğinden kimseye söyleyemeyen o kadar çok fakir Müslüman var ki.
Osmanlının inançlı, ihtişamlı dönemlerinde İstanbul’un Babıâli Caddesin-deki dev kestane ağaçlarının dallarına, insanlar zekâtlarını bir mendil içerine koyup bağlarlarmış. Ve içerine şöyle yazarlarmış ‘’Bu benim zekâtım Allah C.C. rızası için kabul et.’’ İnsanlar arasında ne kadar güzel bir gizli teslimiyet ve ne kadar güzel sevinçli bir alışveriş. Düşünüyorum da inançsızlığın alabildiğince yayıldığı günümüzde, bir gecede bu zekâtların hepsini yok ederler hatta pusuda beklerlerdi, fakirler de yine hep fakir olarak kalırlardı.
Zekât toplama işleri sokaklarda veya dağınık halde değil de, bütün zekat toplama merkezleri sadece diyanete bağlı havuzunda toplanarak sıkı bir denetim dâhilinde dağıtımı yapılmalıdır. Keza zekat alacak kişilerin de yurt içinde, yurt dışındaki mal varlıkları, sistemli ve sıhhatli bir şekilde araştırılması yapılacaktır. Böylece bu ulvi görev kuşkuya mahal kalmadan, insanlar rahatlıkla zekâtlarını, fitrelerini vermenin huzurunu yaşayacaklar.
Diğer taraftan, ülkemin bütün şehirlerinde, ilçelerinde büyük iftar sofraları kuruluyor, küskünler barışıyor, akrabalar da kendi aralarında iftar davetleri başlıyor. Ne kadar güzel bir yakınlaşma, heyecanlı bir hazırlanış ve bekleyişle, insanların gözlerindeki mutluluk parıltıları izlersiniz. Bir ezan, bir top sesiyle heyecanlı bir iftar vaktinde oruçlar açılıyor, akşam namazlarının ardından camilerde teravih namazlarını kılmanın zevki yaşanıyor.
Keşke hiç bir zaman yıkıcılar. zorbalar, isyanlar olmasaydı, bu kadar çok inançlar zayıflamasaydı. Yalancılar, caniler, arsızlar, hırsızlar, çoğalmasaydı. İnsanlar yine hep böyle mutlu kalabilseydi, düşenin elinden tutabilselerdi.
İnançların zayıfladığı yerde felaketler başlar.