.
Dünya küresi içerisinde yer alan, cevherler kıymetli madenler sıcak, soğuk sular, akaryakıtlar kızgın eriyikler, vs. Ve üzerinde, insanlar, diğer canlılar, deryaların koynundaki canlılar. Dağlar, ovalar, havanın tabakaları, bunların üzerinde konuşma yetkisi ve irade-i cüz-iyesi verilmiş olan insanlar, bu üstün nitelikleri sayesinde keşif, hâkimiyet ve kullanma salahiyeti verilmiştir.
Bunlarında dışında devamlı seyir halindeki gök tabakaları, coğrafi olaylar, Dünya küresinde yaratılmıştır. Hassas dengelerle, bu azametli haşmetli dünya küresi kendi etrafında dönmesiyle gece gündüzler, biraz eğik ve güneşin uydusunda olmasıyla mevsimler sarmalamıştır. Bütün bunlara tabiat olayları diyerek geçemeyiz. Adeta küre şeklindeki canlı varlıkların da, dış kabukları, iç zarları vardır. Bütün bu dışları Yaratan içlerini bilmez mi? Devamlı tecelliler bilinmeyenler ortaya çıkmasına rağmen yine gaflet ve delaletimiz çoğalıyor, çünkü rahata kavuştukça, rehavetimizle unutuyoruz, daha çok kaybediyoruz
Gök kürelerinin (tabakaları) altında muhafaza edilen dünya ve feza küreleri
hakkında bir tefekkür edelim. Cenabı Hak dünyayı, diğer gök varlıklarını küre şeklinde yaratmasının elbette muammalı sebebi vardır. Her kürenin etrafında dönen yörüngeleri üzerinde de, sonsuzluğa uzanan, uyduların zikirleri vardır. Bütün bunlar hassas dengeler ister, intizam ister, çekim gücü ister, idare merkezi, ilim ve Sahip ister. Ateşi sönmeyen Güneş sistemi küre şeklinde olmasaydı ve muallâkta asılı olarak durmasaydı, etrafına eşit aralıklarla faydalı olmazdı. Alev alev yanan güneşin sönmeyen külhanı nerede, bacası nerede, külleri nerde?
Rahman suresinin 17. Ayetinde “O, İki doğunun ve iki batının Rabbidir.” Bu mealden yola çıkarak; Dünya küresini kuzey ve güneyinden dikine kesit alacak olursak, bu iki ayrı yarım küreden birer doğu ve batı ortaya çıkar, iki yarım kürenin birleşmesiyle de iki doğu iki batı oluşur. Rahman suresi her türlü dünyevi şüpheleri ortadan kaldırmaktadır. Allah’ın c.c. ezeli ebedi ve sabit ilimlerinin varlığı, yokluk kavramını ortadan kaldırdığının bir delilidir. Zira bir kürenin başlangıç, bitiş noktaları asla olmaz, zira sonsuz bir deveran hâkimdir, çünkü ilimlerin dışında kalır. Bu azametli dünya küresi ve diğer kürelerin sınırları ne kadar fezaya doğru açılırsa açılsın bir sonu olmaz. Hiçbir desteği zemini olmayan fezadaki bütün kürelerin tabi olduğu ve kendi rotasında, yörüngeleriyle birlikte aynı minvalden devam eder. Bütün bu küreler de, bilinmeyen karanlıkların küresinin, himayesinde ve koynunda zikrederek yerini daimi olarak muhafaza etmektedir.
Feza âlemindeki, azametli kürelerin menzilinde, tahsis edilen rotalarında bir emirle dönerek zikrederken muallâkta asılı tutulmaktadır.”Keza, Rahman Suresinin 6. Ayetinde,” Yıldızlar da ağaçlar da Allah’a secde ederler.” İlimler tecelliler çoğaldıkça daha çok tasdikler ortaya çıktığı halde aklımıza güvenerek gaflet içinde felsefenin karanlık bataklıklarının dehlizlerinde boğulmayalım. Akıbet belli, üzerinde yaşadığımız toprağın altı var, ölüm var, hadi bunu da inkâr et. Yarınını bilmeyen, insan, neleri kaçırdığının farkında değil. Asıl sahip vardır, tek bir Halık var ve mahlûkatlar var.