Tarih boyunca imparatorluklar yalnızca askeri ve siyasi güçleriyle değil, dış dünyanın onları nasıl algıladığıyla da şekillendi. Osmanlı İmparatorluğu, yüzyıllar boyunca Doğu ile Batı arasında bir köprü olarak hem merak uyandırdı hem de tartışmaların merkezinde yer aldı. Bu merakın en somut izleri ise yabancı seyyahların kaleme aldığı seyahatnamelerde saklı.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde hazırlanan kapsamlı bir doktora tezi, 16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Osmanlı coğrafyasını ziyaret eden 242 yabancı seyyahın eserlerini inceleyerek Türk kültürünün Batı’daki yansımalarını bilimsel bir zeminde ortaya koyuyor. Çalışma, yalnızca “ne anlatıldı?” sorusuna değil, aynı zamanda “neden böyle anlatıldı?” sorusuna da yanıt arıyor.

Seyahatnameler: Gezi Notu Değil, Kültürel Hafıza

Teze göre seyahatnameler basit gezi yazılarından çok daha fazlası. Bu metinler, yazıldıkları dönemin toplumsal yapısını, inanç dünyasını, gündelik yaşam pratiklerini ve kültürel kodlarını yansıtan tarihsel belgeler niteliğinde.

Seyyahlar; Türklerin aile yapısını, misafirperverliğini, temizlik anlayışını, hamam kültürünü, eğlence biçimlerini, dini ritüellerini ve sosyal dayanışma pratiklerini ayrıntılı biçimde aktarıyor. Böylece Osmanlı toplumunun iç dünyası, dışarıdan bir gözle kayıt altına alınıyor.

Doğumdan Ölüme: Hayatın Ritmi

Araştırmada özellikle geçiş ritüelleri dikkat çekiyor:

  • Doğum, sünnet, evlilik ve ölüm etrafında şekillenen gelenekler

  • Türbe ve mezar ziyaretleri

  • Halk inançları ve sembolik renk kullanımları

Seyyahların anlatımları, Türk toplumunda hayatın kutsal bir döngü olarak algılandığını ve bu döngünün güçlü ritüellerle korunduğunu ortaya koyuyor.

Hamamdan Kahvehaneye: Sosyal Mekânların Dili

Tez, Osmanlı şehir yaşamını şekillendiren mekânları da mercek altına alıyor. Hamamlar yalnızca temizlik alanı değil, aynı zamanda sosyalleşme merkezleri olarak betimleniyor. Kahvehaneler ise sohbetin, hikâye anlatıcılığının, meddahlığın ve halk tiyatrosunun buluşma noktası olarak öne çıkıyor.

Bu anlatımlar, Osmanlı toplumunda kamusal alanın canlı ve etkileşimli bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.

Dindarlık, Hoşgörü ve Günlük Hayat

Seyyah metinlerinde ezan sesi, namaz vakitleri, Kur’an’a gösterilen saygı ve dini bayramlar gündelik hayatın doğal parçası olarak tasvir ediliyor. Aynı zamanda farklı din ve mezheplerin bir arada yaşayabilmesi, Osmanlı’daki hoşgörü kültürünün önemli bir göstergesi olarak aktarılıyor.

Bu tablo, Türk-İslam medeniyetinin yalnızca inanç merkezli değil, aynı zamanda toplumsal düzen kurucu bir yapı sunduğunu ortaya koyuyor.

Batı’nın Zihnindeki Türk İmgesi: Çelişkilerle Dolu

Tez, seyyahların Türkleri bazen “adaletli, güvenilir, ağırbaşlı ve misafirperver”, bazen ise “kibirli, barbar ya da tembel” olarak tanımladığını gösteriyor. Bu çelişki, gözlemlerin büyük ölçüde seyyahların kendi kültürel arka planları ve önyargılarıyla şekillendiğini ortaya koyuyor.

Bazı seyyahların ise Osmanlı’ya geldikten sonra Türkler hakkındaki olumsuz fikirlerini tamamen değiştirdikleri tespit ediliyor.

Kültürel Diplomasi İçin Stratejik Bir Kaynak

Çalışma, seyahatnamelerin günümüzde “yumuşak güç” olarak adlandırılan kültürel diplomasi açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor. Çünkü milyonlarca insan, Türkleri doğrudan tanıma imkânı bulamasa da bu tür metinler aracılığıyla bir Türk imgesi ediniyor.

Bu nedenle tez, Türk kültürünün dünyaya doğru ve dengeli biçimde anlatılması için bilimsel bir referans niteliği taşıyor.

Bilimsel Katkı: Gözlemi Aşan Bir Okuma

Araştırma, seyahatnameleri yalnızca aktarmakla kalmıyor; metinleri eleştirel bir süzgeçten geçirerek oryantalist bakışı, ideolojik yönlendirmeleri ve temsil sorunlarını da ortaya koyuyor. Böylece çalışma, Türk kültürüne dışarıdan bakışın arka planını anlamaya yönelik yeni bir ufuk açıyor.

Kaynak:
Onur Çetin, Yabancı Gezginlerin Seyahatnamelerinde Türk Kültürü (16–20. Yüzyıl), Doktora Tezi, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, 2025. Tez No; 963018

Muhabir: Merve Kiraz