Edebiyatın, düşüncenin ve medeniyet tasavvurunun güçlü sesi Hayati İnanç, “Can Veren Pervaneler” başlıklı söyleşisiyle Çayırlı’da sevenleriyle buluşmaya hazırlanıyor. Çayırlı Kaymakamlığı ile Çayırlı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenecek program, edebiyat ve kültür meraklılarına unutulmaz bir akşam vadediyor.

Söyleşide Hayati İnanç’ın, klasik edebiyattan günümüze uzanan örneklerle insanı, hayatı ve değerleri ele alması beklenirken; katılımcıların hem düşünsel hem de duygusal bir yolculuğa çıkması hedefleniyor. Kendine has anlatımı ve güçlü hitabetiyle geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan İnanç’ın söyleşisi, Çayırlı’da kültür ve sanat adına önemli bir buluşma olarak görülüyor.

Program, 9 Ocak Cuma günü saat 19.00’da, Çayırlı Öğretmenevi ve Akşam Sanat Okulu’nda gerçekleştirilecek. Etkinlik, tüm vatandaşların katılımına açık olacak.

Hayati İnanç'ın, “Can Veren Pervaneler” adlı eserine dair bilmeniz gerekenler

Divan Edebiyatı, geçmiş kültürümüzün yalnızca bir edebî alanı değil; düşünce, estetik ve dil dünyamızın da en derin hazinelerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu köklü mirası anlamanın, geçmişte neleri yitirdiğimizi ve bugün neleri yeniden kazanabileceğimizi fark etmenin anahtarı olduğu sıkça vurgulanıyor.

Divan edebiyatının bu zengin dünyasına kapı aralayan eserlerden biri olan “Can Veren Pervaneler”, unutulmaya yüz tutmuş bu muhteşem mirası yeniden gündeme taşıyor. Eser, Divan şiirini yalnızca akademik bir alan olarak değil; yaşayan, nefes alan ve okuruna “can veren” bir kültür iklimi olarak sunmayı amaçlıyor.

Kitapta dikkat çeken kıssalardan biri ise Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman ile “Şairlerin Sultanı” olarak anılan Bâkî arasında yaşanan tarihî bir hadise. Rivayete göre Kanuni, bir sebeple çok iltifat ettiği Bâkî’ye öfkelenir ve bu öfkesini düz yazıyla değil, şiirin kudretiyle dile getirir. Şairane bir fermanla Bâkî’nin Bursa’ya sürgün edilmesini ister:

“Bâkî bed
Azm-i bülend
Bursa’ya red
Nefy-i ebed”

Bu kısa ama derin dizeler, Divan edebiyatının gücünü ve devlet ile sanatın nasıl iç içe geçtiğini çarpıcı biçimde gözler önüne seriyor. Hem Osmanlı Sultanı hem de gönüllerin sultanı olan iki büyük ismin şiir üzerinden kurduğu bu dil, Divan edebiyatının neden hâlâ konuşulması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.

Eserin ruhunu özetleyen cümle ise geçmişle bugün arasında köprü kuruyor:
“Geçmiş zaman olur ki hayâli cihân değer.”

Muhabir: Merve Kiraz