Birçok kişinin korkulu rüyası olan saçkıranda, iyileşme aşaması için öncelikle hastanın hastalık hakkında bilgi sahibi olması önem arz ediyor. Uzmanların saçkıran hakkında yaptıkları bilgilendirmelere göre hastalık, ataklar hâlinde saç kaybı ve saçların geri uzaması şeklinde uzun dönem devamlılık göstermekte. Uzmanların konus hakkında verdikleri bilgilendirmeler şu şekilde;

 Saçkıran Nedir?

Alopesi areata veya saçkıran; saçlı deride demir para büyüklüğündeki belirli yerlerde veya saçlı derinin tamamında görülebilen ve tutulan bölgede saç dökülmesiyle sonuçlanan otoimmün bir deri hastalığıdır. Temel olarak vücudun kendi bağışıklık sisteminin saç kökündeki foliküllere saldırması sonucu gelişen alopesi areata; ilk başta oldukça sınırlı bir bölgede gelişebildiğinden fark edilmesi güç bir sağlık sorunudur.

Ataklar hâlinde tutulan bölgelerin çoğalmasıyla, ayrı ayrı etkilenen alanlar uzun dönemde birleşip geniş saçsız alanlar ortaya çıkabilir. Bu durum tüm saçlı deride de ortaya çıkabilir ve alopesi totalis adı verilen, tüm saçın kaybı görülebilir. Alopesi universalis türünde ise yüzdeki kaş, kirpik ve sakal gibi kıl kökleri de etkilenir. Hastalık, ataklar hâlinde saç kaybı ve saçların geri uzaması şeklinde uzun dönem devamlılık gösterir. Bulaşıcı değildir.

Saçkıran Neden Olur?

Alopesi areatanın tam olarak neden geliştiği bilinmemektedir. Araştırmalar, vücudun bağışıklık sisteminin saç köklerini yabancı olarak algılayıp saldırmasının hastalık gelişiminde etkili olduğunu göstermiştir. Saç köklerinin zarar görmesi sonucunda tutulan bölgede saç kaybı yaşanırken, iyileşme dönemine kadar yeni saçların uzaması engellenir.

Bununla birlikte, klinik çalışmalarda saçkıran hastalığının başka sağlık sorunlarıyla birlikte ortaya çıkabildiği de gözlemlenmiştir. Tip 1 diyabet, eklem romatizması gibi otoimmün kökenli hastalıkların seyrinde alopesi areataya rastlanmıştır. Alopesi areatanın aynı zamanda genetik özellik gösterebildiği, ailesinde saçkıran hastalığı olan kişilerde de benzer rahatsızlığın meydana gelebileceği de tespit edilmiştir.

 Saçkıran çeşitleri nelerdir?

Saç dökülmesinin tipi, derecesi ve şiddetine bağlı olarak değişen birçok saçkıran çeşidi vardır.

Saçkıran çeşitleri şu şekilde açıklanabilir:

Alopesi areata

Alopesi areatanın temel özelliği, deride veya vücutta bir veya daha fazla madeni para büyüklüğünde saç dökülmesidir. Bu durum genişlerse alopesi totalis veya alopecia universalis olabilir.

Alopesi totalis

Alopesi totalis, tüm kafa derisinde saç dökülmesi olduğunda ortaya çıkar.

Alopesi universalis

Saç derisinde saç dökülmesine ek olarak, alopesi universalise sahip kişiler kaş, kirpik gibi yüzdeki tüm saçları da kaybederler. Göğüs, sırt ve kasık kılları da dahil olmak üzere diğer vücut kıllarını kaybetmek de mümkündür.

Diffüz alopesi areata

Diffüz alopesi areata, kadın veya erkek tipi saç dökülmesine çok benzerlik gösterir. Saçın sadece bir bölgede veya yamada değil, kafa derisinin her yerinde ani ve beklenmedik şekilde incelmesine neden olur.

Alopesi ofiazis

Kafa derisinin yanlarında ve alt kısmında bir bandı takip eden saç dökülmesine ofiyazis alopesi adı verilir.

Saçkırandan (Alopesi Areata) Nasıl Teşhis Edilir? 

Saçkıran hastalığının teşhisi zor değildir. Yuvarlak veya oval şekilli, saçlı deri, kaş, kirpik, sakal, bıyık veya vücut kıllarında yama biçimli kayıplar saçkıran karakteristiğini yansıtır. Gerekli görülmesi halinde teşhisi kesinleştirmek için saçlı deriden küçük bir örnek alınarak laboratuvar ortamında inceleme yapılabilir. Saçkıran hastalığından saç, sakal, kaş ve kirpiklerin yanı sıra tüm vücut kılları da etkilenebilir. Bazen saçlı derideki kılların total kaybı gelişir, bazen de tüm vücut kılları dökülebilir. Saçlı deride kimi zaman ensede kıl kaybı gelişir, bazen de kulak arkaları etkilenir.

Saçkıran Belirtileri

Saçkıran belirtileri şöyle sıralanabilir:

Saçkıran (Alopesi Areata); daha önce kıl bulunan alanlarda, bir veya daha fazla, yaklaşık olarak bozuk para büyüklüğünde, yuvarlak, düzgün yüzeyli saç dökülmesi olarak ya da başka değişiklik izlenmeyen, yama biçimli saç kaybı olarak karşımıza çıkar. 

Kılların döküldüğü alanda veya kenarında bulunan kıllar, deriden çıktıkları yerde daha zayıf görülürler ve görüntü itibariyle ünlem işaretini andırırlar. Zamanla bazı hastalar saçlarını tamamen kaybedebilirler. Saçkıran sorunu yaşayan kişiler ilk yıl dermatologlarının istediği zamanlarda düzenli aralıklarla takip edilmelidir.

Bazı hastalarda el-ayak tırnaklarında da ince toplu iğne ucu gibi çöküklükler (yüksük tırnak) görülebilir. Ayrıca beyaz benekler, ince çizgilenmeler, parlaklığın kaybolması ve kırılmalar olabilir. 

Nadir görülen saçkıran belirtilerinden biri de tırnaklarda şekil bozukluğudur. Dökülen bölgelerde yeni çıkan kıllar renksiz, ince, cansız bir görünümde olur. Bazı hastalarda saçlı deride yanma, kaşıntı gibi hisler duyulabilir.

Saçkıran (Alopesi Areata) Risk Faktörleri Nelerdir?

Saçkıran (Alopesi Areata) hastalığında aile öyküsü bulunma sıklığı yüzde 10-20 civarındadır. Olguların yüzde 20’si çocuk, yüzde 20’sinin ise 40 yaş üzerinde olduğu görülmektedir. Stres de hastalığın ortaya çıkışında tetikleyici bir faktördür. Hastalık bulaşıcı değildir. Genetik yatkınlığı olanlarda tetikleyici faktörlerle gelişir. İlk fark edildiğinde gecikmeden dermatoloji doktoruna başvurulmalıdır.

 Saçkıran Tedavisi

Denizanası çarpması, sokması durumunda yapılması gerekenler Denizanası çarpması, sokması durumunda yapılması gerekenler

Saçkıran (Alopesi Areata) tedavisi standart değildir. Doktorunuz durumunuzu inceledikten sonra size uygun tedavi seçeneklerini değerlendirerek tedavi prosedürünü size en uygun olacak şekilde oluşturur. Saçkıran tedavisinin ardından genellikle bir yıl içinde kıllar geri gelir. Saçkıran vakalarında görülen tırnak tutulumu ise iyileşmenin zor olacağının belirtisidir. Ayrıca hastalığın yaygın olması ve uzun sürmesi de sıkıntılıdır. Saçkıran tedavisi, kılların daha hızlı gelmesine yardımcı olabilir. Tedavide yama biçimindeki saç dökülen alanda yerel iğne, kortizonlu krem veya losyon, yaygın durumlarda ise ağızdan steroidli tabletler, krem kullanılması önerilebilir. Doktorunuzun görüşüne bağlı olarak bu ilaçlardan bir veya birkaçı kullanılabilir. Gerekli durumlarda dermatoloji uzmanının kararıyla immunsupresyon yöntemlerinden biri tercih edilebilir. Sistemik steroid, siklosporin, azotioprin, metotraksat ve fototerapi bu grup tedavilerdendir.

Kaynak; www.acibadem.com.tr- www.memorial.com.tr-  www.medicana.com.tr

Editör: Merve Kiraz