Türkiye’de tarımsal kalkınmanın en kritik başlıklarından biri, yerel üretimin yalnızca tarlada ya da ahırda kalmaması; katma değer kazanarak geniş pazarlara ulaşabilmesidir. Erzincan gibi tarım ve hayvancılığın güçlü olduğu şehirlerde bu mesele, yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda sosyal ve yapısal bir dönüşüm anlamı taşımaktadır.
Bu noktada, Erzincan’ın tarımsal ürünlerinin Migros gibi yaygın bir ulusal perakende zinciri aracılığıyla Türkiye genelinde raflara taşınması, yerel kalkınma açısından stratejik bir eşik niteliği taşıyor. Güçlü bir perakende ağıyla kurulan bu bağ, üretimin sürekliliğini garanti altına alan en önemli unsurlardan biridir.
Yerel üreticilerin en büyük sorunlarından biri, ürünlerini düzenli ve öngörülebilir bir pazara sunamamaktır. Migros’un Erzincan’da üretilen tarımsal ve hayvansal ürünleri 81 ildeki mağazalarında satışa sunması, bu belirsizliği büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır. Üretici artık yalnızca hasat dönemini değil, tüm üretim sürecini planlayabilmekte; ne kadar üreteceğini, nasıl üreteceğini ve ürününü hangi standartlarda pazara sunacağını bilmektedir.
Bu durum, çiftçinin emeğinin karşılığını almasını sağladığı gibi, fiyat istikrarına da katkı sunmaktadır. Aracı sayısının azalması, üretici ile tüketici arasındaki mesafeyi kısaltmakta; çiftçinin kazancı artarken, tüketici de kaliteli ürüne daha makul fiyatlarla ulaşabilmektedir.
Migros’un iyi tarım ve organik tarım kriterlerine verdiği önem, Erzincan’daki üretim anlayışını da yukarı taşımaktadır. Bu süreç, yalnızca ürünün raflara çıkmasıyla sınırlı kalmamakta; üretimden paketlemeye, depolamadan lojistiğe kadar tüm aşamalarda kalite bilincini artırmaktadır.
Erzincan kuru fasulyesi, tulum peyniri, et, maden suyu ve sebze-meyve ürünlerinin ulusal ölçekte tanınması; şehrin tarımsal ürünlerinin marka değerini güçlendirmektedir. Bu durum, Erzincan adının kaliteyle özdeşleşmesine katkı sunarken, uzun vadede yeni yatırımların ve yeni iş birliklerinin de önünü açmaktadır.
Bu iş birliğinin en önemli kazanımlarından biri de küçük aile işletmelerinin korunması ve güçlendirilmesidir. Büyük ölçekli üretimle rekabet etmekte zorlanan küçük üreticiler, Migros gibi güçlü bir satış kanalı sayesinde üretimden kopmadan ayakta kalabilmektedir. Bu da kırsalda istihdamın devamlılığı, göçün azalması ve tarımın genç kuşaklar için yeniden cazip bir alan haline gelmesi anlamına gelmektedir.
Üreticinin kazandığı her gelir, yalnızca bireysel refahı değil; yerel esnafı, hizmet sektörünü ve dolayısıyla kent ekonomisinin tamamını olumlu yönde etkilemektedir.
Yerel ürünlerin ulusal pazarda yer bulması, Erzincan ekonomisi için zincirleme bir etki yaratmaktadır. Artan üretim hacmi; lojistik, ambalaj, soğuk hava depoları, işleme tesisleri ve istihdam alanlarında yeni hareketlilik oluşturmaktadır. Bu durum, tarımın sadece birincil üretim değil, çok boyutlu bir ekonomik sektör olarak gelişmesini sağlamaktadır.
Ayrıca üretim planlaması ve teknik destek süreçlerinin kurumsal yapılarla yürütülmesi, Erzincan tarımının daha dayanıklı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına katkı sunmaktadır.
Elbette bu hikayenin oluşmasında azimli ve kararlı yöneticilerin büyük etkisi var. Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu’nun önderliğinde oluşturulan bu hikayede; Erzincan Valiliği, Erzincan Belediyesi, Erzincan İl Özel İdaresi, Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve Erzincan Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği’nin emeği ve çabası var…
Erzincan’da taş üstüne taş koyanlara selam olsun
Sonuç olarak, Erzincan’ın tarımsal ürünlerinin Migros raflarında yer alması; geçici bir ticari iş birliğinden öte, emeği koruyan, üretimi teşvik eden ve kenti geleceğe taşıyan sürdürülebilir bir kalkınma modelinin önemli bir parçasıdır. Bu model, üreticinin kazandığı, tüketicinin kaliteli ürüne ulaştığı ve kentin ekonomik olarak güçlendiği bir dengeyi temsil etmektedir.
Yerelden ulusala uzanan bu değer zinciri, Erzincan’ın tarımsal potansiyelinin doğru planlama ve güçlü iş birlikleriyle nasıl bir kalkınma hikâyesine dönüşebileceğinin somut bir göstergesidir.