Son yıllarda değişen yaşam koşulları, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları kalp hastalıklarının görülme yaşını aşağı çekerken, toplumda ilaç kullanımına dair yanlış inanışlar da yaygınlaşıyor. Özellikle halk arasında "kan sulandırıcı" olarak bilinen ilaçların 50 yaşını geçen herkes tarafından kullanılması gerektiği yönündeki yaygın kanaat, uzmanlara göre ciddi riskleri beraberinde getiriyor.
Kardiyoloji uzmanları, kan sulandırıcı kullanımıyla ilgili en çok merak edilen soruları yanıtlayarak, bilinçsiz ilaç tüketiminin yol açabileceği tehlikelere dikkat çekti.
Kullanım kararı kişiye özel verilmeli

Toplumda yerleşmiş olan "Belli bir yaştan sonra herkes kan sulandırıcı kullanmalıdır" düşüncesinin tamamen yanlış olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, kan sulandırıcı kullanımının gerekliliğinin kişiden kişiye değiştiğini vurguladı. İlaç kullanım kararı; kişinin mevcut hastalıkları, yaşı, cinsiyeti, yaşam alışkanlıkları ve sahip olduğu risk faktörleri bir bütün olarak değerlendirilerek sadece doktor tarafından verilmeli.
Özellikle orta ve yüksek kardiyak riske sahip bireylerde karar verme sürecini kolaylaştırmak adına boyun doppler ultrasonu (şah damarı ultrasonu) ve sanal anjiografi olarak bilinen Koroner BT Anjiografi gibi ileri tetkikler uygulanıyor. Bu taramalar sonucunda damarlarda olası bir plak varlığı tespit edilirse kan sulandırıcı tedavi önerilebiliyor.
Yarar ve zarar dengesi gözetilmeli
Kan sulandırıcı ilaçlar, doğru hastada kullanıldığında kalp krizlerine ve beyne pıhtı atma riskine karşı koruyucu bir kalkan görevi görüyor. Yüksek kardiyovasküler risk taşıyan bireylerde ilacın sağladığı fayda, olası zararından çok daha fazla olduğu için kullanım hayati önem taşıyor.
Ancak risk faktörü düşük olan bireylerde durum tam tersine dönüyor. Bu kişilerde gereksiz kan sulandırıcı kullanımı, mide ve beyin kanaması gibi ciddi komplikasyon risklerini artırıyor. Bu nedenle "kar-zarar" dengesinin doktor gözetiminde hassas bir şekilde belirlenmesi gerekiyor.
Besinler ve ağrı kesicilerle etkileşime dikkat
Kan sulandırıcı kullanan hastaların dikkat etmesi gereken bir diğer önemli nokta ise beslenme ve diğer ilaçlarla olan etkileşimler. Bazı kan sulandırıcıların etkisi, tüketilen yeşil sebze ve meyvelerle artıp azalabiliyor. Bu grup ilaçları kullanan hastaların beslenme düzeni büyük önem taşıyor.
Beslenme etkileşimi olmayan yeni nesil kan sulandırıcılarda ise tehlike "ağrı kesiciler"den geliyor. Günlük hayatta sıkça başvurulan ağrı kesiciler, kan sulandırıcılarla etkileşime girerek mide kanaması riskini belirgin şekilde artırıyor. Uzmanlar, tedavi sürecinde doktor önerisi dışına çıkılmaması konusunda uyarıyor.
Kulaktan dolma bilgilerle ilaç kullanılmamalı
Kan sulandırıcı kullanımı konusunda toplumda yapılan en büyük hata, doktora danışmadan ilaç kullanımı. Eş, dost tavsiyesi veya internetten edinilen bilgilerle başlanan tedaviler hayati riskler doğurabiliyor.
Kişinin risk durumunu belirlemek için "kalp yaşı" denilen bir skorlama sistemi kullanılıyor. Cinsiyet, yaş, şeker hastalığı, tansiyon durumu ve kolesterol seviyeleri gibi faktörler bu hesaplamada belirleyici rol oynuyor. Dolayısıyla komşuya iyi gelen bir tedavi, sizin genetik ve fiziksel haritanızda telafisi zor hasarlara yol açabilir.
Risk faktörü olanlar ne yapmalı?
Henüz kalp hastalığı olmayan ancak risk grubunda bulunan bireyler için ise öncelikli öneri ilaç değil, yaşam tarzı değişikliği. Sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıkların bırakılması, ideal kiloya ulaşılması, tansiyon ve şeker değerlerinin kontrol altında tutulması koruyucu hekimliğin temelini oluşturuyor. Yüksek riskli görülen kişilerin ise mutlaka uzman kontrolünde gerekli kardiyolojik testleri yaptırması tavsiye ediliyor.





