Daha önce kredi denildiği zaman, saygın güvenilir ve itibar sahibi sözü geçer insanlar akla gelirdi. Hani devir değişti devran değişti ya, şimdilerde faizin adını değiştirdiler banka kredisi dediler, devamlı özendirip, teşvik ettiler. Öyle ki nere-deyse mubah hale geldi, bulaşmayan da kalmadı.

       Gün günü aratır oldu, zamlar zamları körüklüyor, doyumsuzluk etrafımızı sarmış, artık sığamaz olduk, enflasyonla baş edemez olduk. Harisliğimiz yüzünden bahçeli evlerimizi birer birer yok ettik. Şimdi çoğunun bir veya bir kaç dairesi var ama kim mutlu, kimde huzur var. Çünkü kazanmadan yemeye rahata alıştık, bankalar sebil mallar gibi faiz, kredi dağıtıyorlar.

       Artık ne kadar kısarsak kısalım yine enflasyon faizle israf birlikte yoluna devam ederken şehirler de artık bu yükü kaldıramıyor. Gerçek bir çözüm yolu istiyorsanız, yatırım ve transfer harcamaları hariç, şahsi ve keyfi bu sebil musluğunun önünü kısmak için çözüm bulmalıyız, krediyi değil aile birliğini teşvik etmeliyiz. kredi cazipliğini ortadan kaldırmalıyız. Diğer taraftan kredi kartı harcamalarında bir maaş sınırı getirilmeli, borç ertelemeleri ortadan kaldırılmalı, aylık ödemelerde borcun en az % 50 sini ödenme mecburiyeti getirilmelidir.

       Aybaşında bankaya gittiğinizde maaşın yarısı yok, çünkü harcamalarınızı aylığınıza göre değil kredi limitine göre yaptınız. Bundan kurtulmanın çaresi, her ay ki, kredi harcamalarınızı inatla azaltıp kısınız. Şahsi kısıtlamalarınız istikrar getirecektir, tasarrufa yöneltecek ve bir gün borçsuz aylığınızı alacaksınız. Mesela göz ardı ettiğiniz lokanta, çay ocakları, sigara, atıştırmalık telefon ve kontörü çılgınlığının önüne geçiniz. keza otomatik borç engeli getirilmelidir. Dünya malı ve geçici hevesleri için bunca sıkıntıya değer mi? Önce aile reisleri otoriter olmalıdır.

       Artık bisikletler motosikletler işe gitme aracı değil de sadece gezinme, spor aracı olmuş. Bu konuda ne kadar çok kullanım olursa o kadar çok cebiniz ve trafik rahatlayacaktır Zamanında bir muhasebe müdür yardımcımız vardı mobiletiyle sa-bah işe gelip akşam dönüyordu. Ne yazık kı, herkes bön bön bakıyor, hiç yakıştı-ramıyordu. Bu gün birden fazla otosu olan binlerce devlet adamları var.

       Faiz alan kişiye üç şeyden biri musallat olur. Ya ömür boyu borçtan kurtulamaz, ya aile huzursuzluğu hiç bitmez, ya da biri musallat olur gaflet tarafınıza gelir malını siler süpürür.

       Faizle, krediyle kazandıklarımız, acaba kaybettiklerimizi, maneviyatımızı ve ahlaki değerlerimizi geri getirebilecek mi? Artık ahlaki çöküntülerle baş edemez olduk.