Ortaçağ’ın efsanevi komutanlarından biri olan Tarık Bin Ziyad, sadece askeri stratejisi ve zaferleriyle değil, adını verdiği coğrafi nokta ile de tarih sahnesinde iz bırakan bir liderdir. İslam’ın güçlü kollarını taşıyan bu Berberi komutan, 711 yılında İspanya’ya çıkarak Cebelitarık Boğazı’nı aşmış ve zafere giden yolu açmıştır.

Cebelitarık Boğazı, sadece iki kıtayı ayıran coğrafi bir geçit değil, aynı zamanda tarihi bir dönemeçtir. İsmi ise İslam komutanı Tarık Bin Ziyad’ın unutulmaz kararıyla özdeşleşmiştir. 711 yılında binlerce kişilik ordusuyla boğazı geçen Tarık Bin Ziyad, karaya ayak basar basmaz gemileri yakma kararıyla tarihe damgasını vurdu. Bu cesur ve stratejik hamlesi, günümüzde kullanılan ‘Gemileri yakmak’ deyimine ilham kaynağı oldu.

Boğazın sularında ve adını taşıyan kayalıklar arasında gizlenen bu hikâye, sadece askeri bir zaferin değil, aynı zamanda bir liderin cesur kararının da öyküsüdür. Peki, Tarık Bin Ziyad kimdir ve ismini verdiği Cebelitarık Boğazı neden bu denli önemlidir? ‘Gemileri yakmak’ deyiminin kökeni nedir?

Üzümlü Kitap fuarı büyük ilgi gördü Üzümlü Kitap fuarı büyük ilgi gördü

Tarık Bin Ziyad

Cebelitarık Boğazı’nın Özellikleri

Cebelitarık Boğazı, Akdeniz ile Atlas Okyanusu’nu birleştiren ve Avrupa ile Afrika kıtalarını ayıran stratejik bir suyoludur. Antik çağlarda “Herkül’ün Sütunları” olarak da anılan bu boğaz, 60 km uzunluğunda ve 44 km genişliğindedir. En derin noktası -426 m’dir ve adını Tarık bin Ziyad’dan almaktadır. Politik kontrol açısından, boğazın yönetimi üç ülkenin elindedir: Birleşik Krallık (Cebelitarık özerk bölgesi tarafından), İspanya ve Fas.

Boğazda doğudan batıya doğru güçlü bir yüzey akıntısı mevcuttur. Derinliklerde ise Akdeniz’den Atlas Okyanusu’na doğru daha zayıf bir akıntı bulunmaktadır. Cebelitarık Boğazı’nın her iki yakası da dik kayalıklarla çevrilidir. Bitki örtüsü bakımından benzerlik gösteren her iki kıyısından da yılda birçok büyük gemi ve küçük balıkçı tekneleri geçmektedir. Bu da bölgenin canlı ticaret ve deniz trafiği açısından önemli olduğunu göstermektedir. Boğazın Afrika kıyısındaki Tanca, uluslararası bir statüye sahiptir ve buraya yerleşimi engelleyen bir statüye sahiptir.

Cebelitarık Boğazı’nın Siyasi Önemi

Cebelitarık Boğazı, siyasi bakımdan büyük bir öneme sahip olan bir coğrafi bölgedir, çünkü Avrupa ve Afrika kıtalarını birbirinden ayırır. İngiltere, Fas ve İspanya‘nın egemenliğinde bulunan bu boğaz, yılda yaklaşık 7,500 gemi geçişine ev sahipliği yapmaktadır. Ulaşım avantajı nedeniyle stratejik bir konuma sahip olan Cebelitarık Boğazı, Antik Çağ’dan beri önemli bir suyoludur ve özellikleriyle dikkat çekmektedir.

Boğazın yüzeyinde, doğudan batıya doğru güçlü bir akıntı bulunmaktadır, ancak bu akıntı derinliklerde azalmaktadır. Sarp kayalıklarla çevrili her iki tarafıyla, boğazın coğrafi özellikleri büyük bir önem arz etmektedir. Septe Boğazı olarak da bilinen Cebelitarık Boğazı, tek bir ülkenin egemenliğinde değildir; İspanya, Birleşik Krallık ve Fas’ın kontrolü altındadır. Cebelitarık Boğazı’nın en dar olduğu nokta, Cires Burnu ile Tarija Burnu arasında kalan 14 kilometrelik bir kesittir.

Cebelitarık Boğazı’nın Tarihi

Eski çağlarda “Calpe” olarak bilinen bölge, günümüzdeki adını Arap komutanı Tarık bin Ziyad’dan almıştır. Arapça’da “cebel” kelimesi dağı ifade ederken, “Cebel-i Târık” ifadesi “Tarık’ın dağı” anlamına gelmektedir. Tarık bin Ziyad, boğazın güvenliğini sağlamak amacıyla kuzeyinde bir kale inşa ettirmiştir.

Cebelitarık, 1462 yılında Araplardan İspanyollara geçmiş ve 1502’de resmi olarak İspanyol topraklarına katılmıştır. Ancak, 24 Temmuz 1704’te Birleşik Krallık-Hollanda deniz kuvvetleri tarafından ele geçirilmiş ve 1713 tarihindeki Utrecht Antlaşması’yla İspanya, kaleyi resmen Birleşik Krallık’a teslim etmeyi kabul etmiştir.

Boğazın en geniş bölümü, Spartel ve Trafalgar burunları arasında kalan kesimdir. Orta kısımları ise boğazın en sığ olduğu alanlardır. Boğazın kıyısındaki yerleşim yerleri arasında Tanca, Barbate ve Ceuta bulunmaktadır; bunlar sırasıyla İspanya, Fas ve Birleşik Krallık’a bağlıdır.

Cebelitarık Boğazı’nın tarih boyunca bir sömürge olarak ilan edilmesi, İspanya ve Birleşik Krallık arasında bazı sorunlara yol açtı. Bu sorunların çözümü için çeşitli oylamalar düzenlendi. 1967’deki oylamada İspanyol egemenliği reddedildi, ancak 1969’da Cebelitarık, Birleşik Krallık’ın himayesi altında olmayı kabul etti.

Perejil Adası, Cebelitarık Boğazı’nda bulunan kayalık bir ada olup, Fas ve İspanya arasındaki gerilimlerin önemli bir nedenidir. Ada, Fas kıyılarına sadece 250 metre uzaklıkta bulunmasına rağmen, İspanya’ya sadece 8 km mesafededir. 2002 yılında Fas’ın adaya asker çıkarması, Fas ve İspanya arasındaki gerginliği artırmıştır. Ardından İspanya’nın da adaya asker göndermesi, egemenlik krizini daha da derinleştirmiştir.

İspanya’nın fethini gerçekleştiren komutan Tarık Bin Ziyad, 1492’ye kadar İspanya’da hüküm sürecek olan İslam devleti varlığının temelini atmıştır. Kont Julianos’un Vizigot Kralı Rodrigo’ya olan öfkesi, Musa Bin Nusayr’a başvurmasıyla İspanya’nın fethi için bir teşvik halini almıştır. Musa Bin Nusayr, Tarık Bin Ziyad’ı 711 yılında yaklaşık 7 bin kişilik bir orduyla İspanya’ya gönderdi. Karaya çıkar çıkmaz tüm gemileri yakarak askerlerini geri dönüşsüz bir duruma sürükleyen Tarık Bin Ziyad, bu stratejisiyle savaşın seyrini değiştirmiştir.

‘Gemileri Yakmak’ Deyiminin Hikâyesi

Ünlü Emevi komutanı Tarık bin Ziyad, kendi döneminin bir efsanesi haline gelmiş bir liderdir. Binlerce kişilik ordusuyla birlikte Cebelitarık Boğazı’nı geçerek İspanya’ya ayak basan Tarık bin Ziyad, karaya çıktığında kendisini bekleyen zorlu bir durumla karşılaşır. İspanya kralının büyük bir orduyu hazırlayarak saldırıya geçeceği dedikodusu, askerleri arasında endişe ve korku yaratmaya başlar. Tarık bin Ziyad, bu zor anı fırsata çevirerek cesaret ve liderlik yeteneklerini sergiler.

Tarık bin Ziyad, askerlerini yüksek bir tepeye toplar ve sahilde bıraktığı birkaç askere gemileri yakma emrini verir. Bu emirle şaşıran askerler, zorunlu olarak geldikleri gemileri ateşe verirler. Tarık bin Ziyad, tepeye çıkan askerleriyle birlikte gemilerin alev alev yanışını izler. Bu kritik anı değerlendirerek, askerlere tarihe damga vuran şu sözleri söyler:

“Gördüğünüz gibi artık geriye dönüşümüzün bir yolu yok. Gemileri yaktık… Ya gelen İspanya ordusuyla savaşıp ilerleriz, ya da ölürüz. Ona göre savaşın!”

Savaşmaktan başka çareleri olmayan askerler, cesaretleri ve liderlikleriyle İspanya kralının ordusuyla mücadele edip galip gelirler. Bu olay, Endülüs Emevi devletinin temellerini atmalarını sağlar. Tarık bin Ziyad’ın bu tarihi kararlılığı ve cesareti, liderlik ve strateji konusundaki üstün yeteneklerini vurgular.

Endülüs’te İslam Hâkimiyetini Sağlayan Tarık Bin Ziyad

Tarık bin Ziyad, Endülüs’te İslam hâkimiyetini sağlamış bir Berberi asıllı Emevi komutanıdır. Cebelitarık Boğazı’nın adı da kendisinden gelmektedir. İspanya’daki Vizigot Krallığı‘nın zayıfladığı dönemde İspanyol Yahudileri ve bazı Vizigot yöneticilerinin daveti üzerine 711 yılında İspanya’ya çıkarak birçok önemli şehri fetheden önemli bir komutandır.

Genel olarak Kuzey Afrika’da yaşayan bir Berberi ailesinden geldiği kabul edilen Tarık bin Ziyad’ın, Kuzey Afrika’nın fethi sırasında esir alındığı ve serbest bırakıldıktan sonra Emevi valisi Musa bin Nusayr’ın hizmetine girdiği bilinmektedir. Kökeni konusunda çeşitli iddialar bulunsa da genellikle Berberi olarak bilinir. Tanca ve Ceuta’nın fethine katıldıktan sonra 708 yılında Tanca valisi oldu ve bu görevde Endülüs’ün fethine kadar kaldı.

Musa bin Nusayr‘ın isteği üzerine 711 yılında İspanya’ya gönderilen Tarık bin Ziyad, 7000 kişilik bir kuvvetle Cebelitarık Boğazı’nı geçerek İspanya’ya çıktı. Askerlerine cesaret aşılayan Tarık bin Ziyad, “Arkanızda düşman gibi deniz, önünüzde deniz gibi düşman. Nereye kaçacaksınız?” diyerek geri dönme umudunu kırdı. Cebelitarık Boğazı’nı geçtikten sonra ilk zaferini Carteya ve Algeziras kentlerini alarak elde etti.

Vizigot kralı Rodrigo’nun üzerine gelmesi üzerine Musa bin Nusayr’dan yardım isteyen Tarık bin Ziyad, 5000 kişilik yardım kuvveti ile birlikte Guadalete Muharebesi’nde Vizigot kralını ağır bir yenilgiye uğrattı. Musa bin Nusayr’ın emriyle Toledo’yu ele geçiren Tarık bin Ziyad, daha sonra Córdoba, Archidor ve Libire kentlerini de fethetti.

İspanya’nın fethinden sonra Musa bin Nusayr’ın emirlerine uymayan Tarık bin Ziyad, Musa bin Nusayr tarafından azarlandı. Ancak Tarık bin Ziyad, başarılarına devam ederek 712 yılında Toledo’dan sonra Córdoba, Archidor ve Libire gibi kentleri ele geçirdi. Musa bin Nusayr’ın emirlerini dinlememesi nedeniyle azarlanmasına rağmen, İspanya’nın fethindeki başarıları önemliydi.

İspanya’nın fethinden sonra Musa bin Nusayr, Tarık bin Ziyad’ı Halife I. Velîd’e şikâyet etti. Ancak halife, Tarık bin Ziyad’ın gerçek fatih olduğunu öğrendi. Cezalandırmadı ama ülkesine geri göndermedi. Tarık bin Ziyad, ölümüne kadar Suriye’de yaşadı.

Editör: Saliha Kara