Türkiye'de polis olmak isteyen binlerce genç, daha sınava girmeden, daha parkura çıkmadan, daha bilgisini ve yeteneğini gösteremeden eleniyor. Sebep ne? Birkaç santimetre.

Bugün polis meslek eğitimine girişte erkek adaylar için en az 1.67 metre, kadın adaylar için ise en az 1.62 metre boy şartı aranıyor. Oysa bu kriter, kişinin çalışkanlığını, disiplinini, zekâsını, cesaretini veya görevini yerine getirme kapasitesini ölçmüyor. Sadece doğuştan gelen ve bireyin değiştirme imkânı bulunmayan bir fiziksel özelliği esas alıyor.

Bu durum, hem hukuki hem de toplumsal açıdan yeniden değerlendirilmesi gereken bir mesele olarak karşımızda duruyor.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesi herkesin kanun önünde eşit olduğunu açıkça ifade eder. 70. madde ise kamu hizmetine girme hakkının, yalnızca görevin gerektirdiği niteliklere göre sınırlandırılabileceğini belirtir. Eğer bir özellik görevin yerine getirilmesi açısından zorunlu değilse, o özelliğin kamu hizmetine girişte engel olarak kullanılması anayasal açıdan tartışmalı hale gelir.

Peki polislik görevinin özü gerçekten boy uzunluğuna mı dayanıyor?

Günümüz güvenlik anlayışında başarılı bir polis memurundan beklenen; hızlı karar verebilmesi, fiziksel dayanıklılığa sahip olması, kriz yönetebilmesi, iletişim becerileri geliştirmesi ve gerektiğinde etkin müdahalede bulunabilmesidir. Bu niteliklerin hiçbirisi yalnızca boy uzunluğu ile açıklanamaz.

Üstelik modern polislik anlayışında görevler yalnızca fiziksel müdahaleden ibaret değildir. Siber suçlarla mücadele, istihbarat çalışmaları, analiz, olay yeri inceleme, toplum destekli polislik ve kriz müzakeresi gibi birçok alanda zihinsel beceriler, eğitim düzeyi ve mesleki yetkinlikler ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle polislik mesleğini tek tip fiziksel özellikler üzerinden tanımlamak günümüzün güvenlik ihtiyaçlarıyla da tam olarak örtüşmemektedir.

Nitekim dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde de artık bu anlayış benimsenmektedir.

Almanya, Hollanda ve İsveç gibi ülkelerde polis alımlarında sabit boy şartı bulunmamaktadır. Adaylar dayanıklılık, çeviklik, kuvvet ve koordinasyon gibi fiziksel performans testleriyle değerlendirilmektedir. Fransa'da geçmişte uygulanan boy şartı, eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle kaldırılmıştır. İspanya'da ise Yüksek Mahkeme kararıyla boy kriteri sonlandırılmış ve performans esaslı sisteme geçilmiştir.

Dikkat çekici olan nokta şudur: Bu ülkelerin ortalama boy uzunlukları Türkiye'den daha yüksektir. Buna rağmen polislik mesleğine girişte santimetre esaslı bir eleme sistemi uygulanmamaktadır.

Türkiye'de ise ortalama kadın boyunun yaklaşık 160 santimetre olduğu düşünüldüğünde, mevcut uygulama kadın nüfusunun önemli bir bölümünü daha baştan sistemin dışında bırakmaktadır. Benzer şekilde birçok erkek aday da yalnızca birkaç santimetrelik fark nedeniyle polislik hayalinden vazgeçmek zorunda kalmaktadır.

Ayrıca kamu personeli alımlarında fırsat eşitliği ilkesi, modern devlet anlayışının temel unsurlarından biridir. Devlet kurumlarının amacı mümkün olan en geniş aday havuzundan en nitelikli kişileri seçebilmektir. Boy şartı gibi doğrudan mesleki yeterliliği ölçmeyen kriterler ise bu havuzu daraltmakta ve potansiyel olarak başarılı olabilecek birçok adayın değerlendirme sürecine dahi katılamamasına neden olmaktadır.

Üstelik uygulamadaki bir başka çelişki de dikkat çekmektedir.

Zorunlu askerlik hizmetinde daha düşük boy ölçülerine sahip bireyler kamu hizmeti kapsamında görev yapabilirken, polislik için daha yüksek boy şartı aranması kamuoyu nezdinde haklı olarak soru işaretleri oluşturmaktadır. Eğer kişi devletin güvenliği için askerlik yapabiliyorsa, neden aynı kişi polislik eğitimine kabul edilmesin?

Asıl mesele boyun tamamen önemsiz olması değildir. Bazı özel operasyon birimlerinde veya belirli görev alanlarında fiziksel özellikler görevin niteliği gereği önem taşıyabilir. Ancak bu durum bütün polis teşkilatı için genel ve değişmez bir boy barajı uygulanmasını haklı kılmaz.

Daha adil bir sistem mümkündür.

Sabit boy şartı kaldırılabilir; bunun yerine tüm adaylar dayanıklılık, çeviklik, kuvvet ve görev uygunluğunu ölçen objektif performans testlerine tabi tutulabilir. Özel görev birimleri için ise görevin gerektirdiği fiziksel kriterler ayrıca belirlenebilir.

Öte yandan boy şartının kaldırılması, standartların düşürülmesi anlamına gelmez. Aksine, adayların gerçekten görev yapma kapasitesini ölçen daha bilimsel ve objektif değerlendirme yöntemlerinin kullanılmasını sağlar. Dayanıklılık, kuvvet, çeviklik, koordinasyon ve stres altında performans gibi ölçütler, bir polis adayının mesleğe uygunluğunu santimetre hesabından çok daha doğru biçimde ortaya koyabilir.

Böyle bir düzenleme hem kamu güvenliğinden taviz vermeyecek hem de binlerce gencin yalnızca doğuştan gelen bir özellik nedeniyle elenmesini önleyecektir.

Devletin görevi, insanları birkaç santimetrelik farklarla ayırmak değil; görevini en iyi şekilde yapabilecek bireyleri tespit etmektir. Modern kamu yönetimi anlayışı da zaten bunu gerektirir.

Unutulmamalıdır ki adalet, herkese aynı engeli koymak değil; herkese yeteneğini gösterebileceği eşit fırsatı sunabilmektir. Polislik mesleğine girişte değerlendirilmesi gereken unsur bireyin boyu değil, görevi yerine getirebilme yeterliliğidir. Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu şey, santimetreleri değil liyakati esas alan bir değerlendirme sistemidir.

Polislik mesleğine girişte asıl soru şu olmalıdır:

"Boyun kaç santimetre?" değil,

"Görevi yapabilecek yeterliliğe sahip misin?"