Bir kardeşim “sen dini bir sayfasın siyasi şeyleri boşver” demiş. Her ne kadar İslam aleminin geleceğine bakan bir mesele olduğu için kısmî bir temas olmuş olsa da bir miktar düşündükten sonra o kardeşime hak verdim. Hamd olsun böyle kardeşlerimiz var…

Sumud dönüşü bir vekil bizi meclise çağırmıştı. Meclis bahçesinde dolaşırken başkalarının dünyası için kendi ahiretlerini yakan insanları görmüştüm. Bir güç/hiç uğruna birbirine yalakalık yapan, ekrana oynayan, samimiyetsiz insanların bir araya geldiğine şahit oldum. Üstad Bediüzzamanın “siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım” hakikatini gözümle değil, kalbimle görmüştüm.

Sonra iç alemimde biraz tefekkür ettim. Eğer dünya daimi olsaydı, yol üstüne ölüm olmasaydı, acılar ve kederler insanı daha çok yakacaktı. Sonu ölüm dahi olsa bu varlık ne büyük nimet. Hak bir dava uğruna mücadele etmek yol üzerinde kurulmuş şu dünya hanını öyle manidar kılıyor ki… Allah için olmayacak şeyler o kadar gereksiz ve o kadar çıkmaz bir yol ki…

Burası dün-ya, yani dünde kalan, her şeyin yarım kaldığı o yer. Kimine göre ahiretin tarlası, kimine göre zehirli bir bal… Yedikçe öldüren, daldıkça boğduran… Kimin için yoruluyorsun mesela, hiç sordun mu kendine? O kadar sıradan ki günler, her günümüz ayrı bir gündem de olsa, o kadar değersiz ki yaşadıklarımız!

Kayda değer ne yaptık mesela bugün? İnsanlık adına hangi fiilimiz bizi kalben sevindirdi? Ruhumuz can çekişiyor değil mi? Ekrana oynamayanımız var mı? Zarardayız… İki günümüz eşit bile değil, dünden daha geri bir aşamaya geldik bugün.

Hangimiz mutlu uyandı bu sabah? Hangimizde Allah için birilerini kazanacak heyecan vardı? Siyaset hepimizi perişan etmiş. Bizi alakadar etmeyen o kadar çok şeyle alakadar oluyoruz ki, aslî vazifemiz unutmuşuz. Kuluz biz kul… İbadet için gönderildik bu cihana, firavunluk taslamak için değil.

Okuduğunuz kitapların bir çoğunun yazarı hayatta bile değil. Üç nesil öncesindeki dedesinin ismini bileniniz var mı? Belki bu satırlar bile benim son sözlerim olur, kim bilebilir ki?

Değerli kardeşlerim, Allah için yaşamak, Allah için çalışmak, Allah için yorulmak… gayrısı beyhude, vallahi de billahi de beyhude…