Geçenlerde bir anne yazdı, oğlu Hristiyan olmuş. Normalde mümkün değil. Çünkü tarihte bunun bir benzeri yok. Araştırarak, tahkik ederek İslamiyetten çıkıp ‘’Hristiyanlık daha doğru imiş, ben o dine geçiyorum’’ diyen bir kişi bile yok. Lakayd olanlar müstesna, onlar hakkında konuşmak israf olur.
Biliyorsunuz gerek Tevrat, gerekse İncil Hz. Peygamberin(asm) geleceğine işaret eder. Burada bu ayetleri yazmak uzun gideceği için merak edenler konu ile alakalı Mektubat adlı eserin 16. işaretine bakabilirler. Hüseyin-i Cisri hazretleri de tahrif olunan diğer semavi kitaplarda 114 farklı işaret bulmuş. Risalet-i Hamidiye adlı eserde bunu yazmış. Ona da bakabilirsiniz.
Şimdi asıl konuya gelelim; bu kardeş nasıl Hristiyan olmuş? Bugün bir mesaj aldık. Hacettepe Üniversitesi talebesinden gelen bir mesaj. Kendisine yaklaşan iki kişi Yehova Şahidi olduklarını söylemişler ve onu Hristiyanlığa davet etmişler. Bu kardeşimizin sağlam bir imani temeli olduğu için misyonerlere lakayd kalmış . Fakat teklifleri de oldukça cazipmiş ; Eğer onlara tabi olursa okul hayatı ve sonrasında maddi manevi rahat edeceğini, işe yerleştireceklerini, hayatı boyunca ellerinin üzerinde olacağını, isterse ustalar ile tanışacağını vs söylemişler, bir broşür vererek ayrılmışlar.
Bu Yehova şahitleri klasik Hristiyan akidesinden biraz farklı. Teslis’i kabul etmiyorlar, Hz. İsa’yı tanrı ya da oğlu değil, peygamberi olarak kabul ediyorlar. Lakayd ya da dindar insanlarla değil, boşlukta olanlarla alakadar oluyorlar. Sorgulayıcı bir dil kullanıp gençlerin aklına girmeye çalışıyorlar ki yukarıdaki örnekte olduğu gibi kısmen de başarılı oluyorlar. Sürekli ziyaret, hal hatır sorma vs ciddi bir ilgilenme izlenimi vermeleri anlam arayışında olan yavrularımıza cazip de geliyor.
Sonrasında bu kardeşimiz, İstanbul’da üniversite talebesi olan bir akrabasına durumu izah edince, aynı durumun orada da geçerli olduğunu işitmiş. Velhasıl, eskiden bu kadar çok değildiler, son dönemde sayılarının çokca arttığına dair bilgiler var. Bizlerin alakadar olmayıp ihmal ettikleri kişilerle ciddi ilgileniyorlar. Buradan aile büyüklerine ve emniyet güçlerine çağrıda bulunmak isterim. Zahiren masum görüntüsü veren fakat hakikatte gençlerimizin boynuna ip geçiren bu misyonlerlere karşı ihtiyatlı olunuz. Neslinize sahip çıkınız. İlim meclislerine ailece gidiniz. Hayat yemekten içmekten ibaret değil. Batıl bir itikadın neler yaptığını görüyorsunuz değil mi ? Bugün evlerimizde ‘’Babalı yetimler’’ var, farkında mıyız? Kocalı dullara sahibiz bugün. Anneli öksüzlerimiz var...
Hülasa, neslinize sahip çıkın! Mobilya alırken kırk mağaza geziyorsunuz fakat iş çocuklara gelince ‘’zamanım yok’’ oluyor. Bu misyonerlerin en büyük sermayesi bizlerin ihmalkarlığıdır. Eriyen Hristiyanlığı ihya etmenin peşindeler. Dünyanın İslam’a koştuğunu onlar bizden daha iyi görüyorlar. Bunun tedbirini almak için kapı kapı geziyorlar. Eğer önleminizi almazsanız, ateş sizin kapınıza da gelecek. Hristiyan oldum değil de Allah muhafaza dinsiz oldum diyecek.
Netice-i kelam, bu zaman boşluk kaldırmıyor. Hak ile meşgul olmazsanız batıl sizi işgal ediyor. Şeytan kanın damarda gezdiği gibi aramızda geziyor. Kime nasıl yaklaşacağını çok iyi biliyor. Bu sebepten hayatın bir iman küfür mücadelesi olduğunu lütfen unutmayın. Kıyamete kadar bu mücadelenin devam edeceğini de hiç unutmayın!