Bölüm 1

Aynanın Karşısındaki İnsan…

Bu mektubun postacısı yine zaman.

​Sanırım üç mektubun en zorunu yazıyorum.

​Çünkü çocukluğuma nasihat etmek kolaydı. Yaşlılığıma umut yazmak da belki kolay olacak. Ama bugünkü kendime doğruları söylemek... İşte en zoru bu.

​Bugün ikinci mektubu açıyorum...

Bu kez zarfın üzerinde bugünkü hâlimin adı yazıyor.

İnsan, geçmişini özlerken bazı eksiklerini unutabilir. Geleceğini hayal ederken kendine güzel hikâyeler kurabilir. Fakat aynanın karşısına geçip bugünkü hâline bakmak, hiçbir mazeretin arkasına saklanmadan kendisiyle konuşabilmek kolay değildir. O yüzden bugün seni kendinle baş başa bırakmaya geldim.

Şimdi söyleyeceğim her cümle, aslında en çok benim duymaya ihtiyaç duyduğum cümlelerdir.

​Zamanın sonsuzmuş gibi yaşama. Çünkü her yeni gün, ömründen eksilirken aynı zamanda sana verilen yeni bir fırsattır. Bugün yapabileceğin iyiliği yarına bırakma.

​Çocukluğuna yazdığım mektupta sana, "Namaza erken alış." demiştim. Eğer bugün hâlâ o çağrıya kulak vermediysen, yarını bekleme. Allah'ın daveti yaş aldıkça değil, nefes aldıkça geçerlidir. İnsan bazen bir secdede yıllardır taşıdığı yüklerden kurtulur.

​Sana kitap oku demiştim. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Ama artık yalnızca okumak için değil; anladığını yaşamak için oku. Bilgiyi çoğaltmak kolaydır, onu ahlâka dönüştürmek ise zordur. Her okuduğun satır seni daha iyi bir insan yapmıyorsa, eksik kalan yalnızca okudukların değildir.

​Dilini koru. Çünkü insanın kalbi çoğu zaman önce diline yansır. Küfrü, hakareti, alayı ve kırıcı sözleri cesaret zannetme. En büyük kuvvet, öfkelendiğinde bile kelimelerini muhafaza edebilmektir. Güzel konuş ki ardından güzel hatırlanasın.

​İnsanlar hakkında hüküm vermekte acele etme. Suizan kalbi karartan bir gölge gibidir. Elinden geldiğince hüsnüzan sahibi ol. Her gördüğünün arkasında bilmediğin bir hikâye olabileceğini unutma. Belki de sana en büyük dersi, en sessiz insan verecektir.

​Camdan dışarı baktığında yalnızca camdaki lekeleri görme. Başını kaldır. Gökyüzünü seyret. Ayı... Yıldızları... Yağmurun toprağa dokunduğu ilk anı... Bir karıncanın taşıdığı yükü... Bir ağacın sessizce büyümesini... Sonra bütün bunların tesadüfen değil, kusursuz bir nizam içinde yaratıldığını düşün. Kâinatı seyretmek bazen en derin ibadetlerden biridir. İnsan, Yaratan'ı tanıdıkça yaratılanlara da daha merhametli bakmayı öğrenir.

​Bir karıncayı bile incitmemeye çalış. Merhamet yalnızca insanlara gösterildiğinde tamamlanmaz. Güçlü olanın değil, merhametli olanın kazandığını unutma.

​Anne ve babanı ihmal etme. Onları aramak için özel bir gün bekleme. Bir gün telefonunun diğer ucunda seslerini duymayı bile özleyebilirsin.

​Eşine, çocuklarına ayırdığın vakti, kazandığın paradan daha önemsiz görme. Çünkü çocuklar büyür, anne babalar yaşlanır ve zaman, geriye dönüp telafi edemeyeceğin kadar sessiz geçer.

​Evlilik konusunda da acele etme. Ama gereksiz yere erteleme de. Eş seçerken yalnızca seni seven birini değil; ömrünün büyük kısmını aynı yolda yürüyeceğin bir yol arkadaşını seçtiğini unutma. O yalnızca senin eşin olmayacak; çocuklarının annesi, anne babanın gelini ve seninle birlikte o yuvanın yükünü omuzlayacak insan olacak.

Üniversitedeki bir hocamın sözü hâlâ kulağımda çınlıyor: "Eşini ve işini asla tesadüfe bırakma. Eşin kötü olursa akşamların, işin kötü olursa gündüzlerin mahvolur." Selâm olsun kendisine... Çünkü bazı seçimler, ‘Bir şekilde olur.’ denilerek geçiştirilemez. Eş de onlardan biridir, iş de. Bunun için sadece iyi bir eş arama. Önce, seçilmeye layık bir eş olmaya çalış. Güven veren, merhametli, sorumluluk sahibi ve aile olmaya hazır bir insan ol. ​Ve şunu da unutma. İki farklı hayatı, iki farklı karakteri yıllarca aynı çatı altında tutan şey güzellik değil, zenginlik değil, sadece sevginin heyecanı da değildir. Onları ayakta tutan en sağlam direk ahlâktır. Ahlâklı ol. Ahlâklı bir eş seç. Çünkü ahlâklı anne babaların yetiştirdiği nesiller, toplumun en büyük servetidir.

Bugün aynanın karşısında kendimizle konuştuk. Yarın ise birlikte yürüdüğün insanların seni nasıl değiştirdiğine bakacağız…

(Devamı yarın…)

Buğra Topal