KUR’ÂN’A DÂİR…

Kur’ân, dirilişin ve direnişin kitâbıdır. Bir memât kitabı değil, bir hayat kitâbıdır. İdeal hayat ancak onunla inşâ olunur. Kur’ansız hayat vahşî bir hayattır. Ona bağlı sürdürülmeyen hayâtların bir nefes darlığından farkı yoktur. İnsan olmak ve insan kalmak, yeryüzüne insanlığı mîras bırakmak ancak, ilâhî hükümleri baş tacı etmekle mümkündür. Bunun ötesindeki arayışların, söylenen sözlerin, ortaya atılan görüşlerin herhangi ciddî bir hükmü yoktur ve huzûru sağlamaktan da uzaktır. Yeryüzünün bahârı nasıl ki yağmur ise, kalblerin bahârı da şüphesiz Kur’ân’dır. Balık susuz nasıl yaşamaz ise, insan da Kur’an’sız yaşayamaz.

“İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nûr kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin.” (Şûrâ, 42/52)

İnsan bedeni rûh olmayınca nasıl ceset hükmünde oluyorsa, Kur’an’sız hayat ve hatta Kur’an’a mürâcaat etmeden yaşadığımızı zannettiğimiz dînî hayat ta ruhsûz, hükümsüz, cansız ve sevimsizdir. Kur’an’dan uzak varlığını sürdüren milletlerin de medeniyet iddiası, uygarlık iddiâsı, modernleşme iddiâsı, izzet, îtibâr, şeref, şahsiyet ve haysiyet iddiâsı boştur, aldatmacadır, avunmadır.

Kur’ân’ın indiriliş (nüzûl) sebebi insandır. İnsan ise Kur’ân’a uymak zorundadır. Hâl böyle iken insan Kur’ân’ı bırakır da neden akla hayâle gelmedik yerlerde, yasalarda çözüm arar anlamak zordur.

“Çok merhametli(Allah), Kur'an'ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona açıklamayı öğretti.” (Rahmân, 55/1-4)

İşte şu mübârek beyânlarda bir tertîb-i Rabbânî var. Kur’ân’ın öğretilmesini, insanın yaratılmasından önce zikrediyor Allâh (c.c.)… Yani Kur’ân eğitiminin ve öğretiminin yapılmadığı/yapılmayacağı bir yerde, insanın ve insanlığın varlığından söz edilemeyeceğini anlıyoruz.

Kur’ân, hak ile bâtılı birbirinden ayıran Furkân’dır. En güçlü ve içerisinde aslâ şüphe bulunmayan bir delîldir. Hakk’ı tanımadan bâtılı bilmemiz mümkün değildir. Bugün insanlık Hakk’ı tanımadan ve bâtıl olana dayalı bir hayat sürdüğünden, ne yaşadığı hayattan memnûn ve mutludur, ne de Kur’ân’a yani Hakk’a bakışı net ve temiz değildir. Kur’ân’ın sunduğu hayat nizâmını çağa uygun görmemekte, yaşadığı zamana göre Kur’an hükümlerinin yetersiz kaldığını söyleme cesâretini gösterebilmektedir. Allâh’ın sunduğu/teklif ettiği nizâmı (İslâm’ı) bırakmış, faşizm gibi, kominizm gibi, liberalizm gibi, sosyalizm gibi izm’lerde huzur ve mutluluk aramaktadır.

“Bu kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.” (Bakârâ, 2/2)

Hayâtımızı şirk ve nifâk hastalığından, riyâ virüsünden arındırmanın yolu, ona Kur’ân ile format atmaktır. Rasûlullâh’ın bize okuduğu, anladığı ve hayatına tatbîk ettiği Kur’an ile… Onun rehberliğinden ve örnekliğinden istifâde ederek… Kur’ân’ı onun tefsîriyle yorumlayıp tâbi olarak…

Kur’ân’ı “anayasa” edinmediğimiz sürece, karşımıza çıkacak ana yasaklar, ara yasaklar, yönlendirmeler, algı operasyonları ve manipülasyonlardan kurtulamayacağız.

Dünyanın bütün ağaçları kalem, denizleri mürekkep olsa, İnsan’ın Kur’an’la olması gereken münâsebetini anlatmaya yetmez. İnsan olmak ve insan kalmak isteyen de, Kur’ân’ı bırakıp başka yollara, rehberlere, izm’lere, cisimlere, ideolojilere, kültlere, küresel hareketlere… mürâcaat ederek kendisine çözüm aramaz, huzûr aramaz.

Zîrâ, hakîkatte Kur’an dışında çözüm aramak hayat değil, bedenler hayatta olsalar bile rûhunu kaybeden ceset gibidirler. Hayatta olduklarını düşünseler bile, yaşadıkları memâttır.

Şâirin dediği gibi;

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;

Bir hayâta çattık ki, hayâta kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;

Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

N. Fâzıl KISAKÜREK (Sakarya Türküsü’nden…)

Yâ Rabbi!

Bizi kendi yoluna, hidâyet yolu olan Kur’ân’a yönelt!

Kur’ân’la bizi hidâyete, huzûra ve esenliğe ulaştır!

İslâmı iktidâr, Müslümanları muktedîr eyle!

Bizi insanlığa önderler ve rehberler eyle, bizi Rasûlüne sadık bir ümmet eyle!

Bizi Müslüman olarak yaşat ve canımızı Müslümanlar olarak al! (Âmin.)


Şeref İŞLEYEN

21.08.2019 Çarşamba

www.serefisleyen.com