Bölüm 2
Muhasebe Vakti
İnsan yaşlandıkça, dışarıdaki seslerden çok içinde konuşan sesi dinlemeye başlıyor. Asıl muhasebe de işte o sessizlikte başlıyor.
Bir zamanlar sana dostlarını doğru seçmeni öğütlemiştim. Şimdi geriye dönüp baktığında, yanında yürüdüğün insanların seni nereye taşıdığını çok net görüyorsun. Meğer kötü bir arkadaş, yalnızca bir günü değil; koca bir ömrü değiştirebiliyormuş. Bunu insan, en çok ömrünün muhasebesini yaptığı yıllarda anlıyor.
Çünkü yaşlılık, insanın dışarıdaki kalabalıklardan yavaş yavaş uzaklaşıp kendi içine döndüğü bir mevsimdir.
Bir gün telefon daha az çalacak. Ev biraz daha sessiz olacak. O sessizlikten şikâyet etme. Eğer ömrünü Allah'a yakın yaşamışsan yalnızlık bile sana dost olur. Rabbini unutmayan insan hiçbir zaman bütünüyle yalnız kalmaz.
Bildiğini kendine saklama. Eğer Allah senin bir hakikat öğrenmeni nasip ettiyse, onu senden sonrakilere de ulaştır. Bazı insanlar kitap yazarak yaşar, bazıları ise yetiştirdiği insanların duasında yaşamaya devam eder.
Bedenim yoruluyor, adımlarım ağırlaşıyor. Her sızı bana dünyanın geçiciliğini yeniden hatırlatıyor. Bir zamanlar hiç yenilmeyecek sandığım bedenimin de aslında ne kadar narin bir emanet olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Gençken gücümü kendimden biliyormuşum. Yaşlanınca ise bir adımı bile Rabbimin lütfuyla atabildiğimi anlıyorum. Bir zamanlar saatlerce yürümeyi fark etmeyen ayaklar, bugün birkaç basamağı çıkabildiğinde bile şükretmeyi öğretiyor. İşte o zaman anlıyorum; insanın en büyük kuvveti, güçlü olması değil, gücünün kendisine ait olmadığını fark edebilmesiymiş. Bir zamanlar sıradan sandığım nimetlerin, meğer ömrün en büyük serveti olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.
Gençken bilmeden kırıp dökmenin, hayatın o hırslı dalgalarına kapılmanın pişmanlığı sarıyor bazen insanı. Şimdi ise seher vakitlerinde, ortalık daha aydınlanmadan dökülen gözyaşları ve istiğfarlar var. "Ya Rab, bilerek ya da bilmeyerek üzdümse, kırdımsa affet" diyerek elleri açmak, ömrün en huzurlu anı oluyormuş.
Affedebildin mi?
Çünkü yaşlılık, insanın başkalarını değil; önce kendi kalbini yargıladığı mevsimdir.
Yoksa yıllarca taşıdığın kırgınlıkları mezara kadar götürdün mü?
Dünya, kin taşımak için fazla kısa; ahiret ise bunun hesabını verecek kadar uzundur.
Ölüm...
Geçmiş yıllarda bu kelimeyi hep uzak sanıyordum.
Şimdi ise her sabah biraz daha yaklaştığını hissediyorum.
Gariptir...
Artık ölümden eskisi kadar korkmuyorum.
Asıl düşündüğüm şey, onun ardından başlayacak hesaptır.
Çünkü mümin için ölüm son değildir.
Asıl yolculuk, ondan sonra başlar.
Bundan sonrası artık hayatı anlatmak değil; hayata veda ederken ardında nasıl bir iz bırakacağını konuşmak…
(Devamı yarın…)
Buğra Topal